İslam; herhangi bir zamana veya herhangi bir mekana has kılınmak üzere gönderilmiş bir din olmadığı gibi vicdana hapsedilerek üstü örtülmesi gereken bir din de değildir.
İslam; ibadetlerden müteşekkil olmadığı gibi belli bir konuyla ilgili olan bir din de değildir. Sadece toplumu ilgilendiren kuralları barındırmaz uhdesinde. Bireyi ilgilendiren, aileyi şekillendiren, hüküm ve kural belirleyerek devletin iş ve işlemlerine kadar her şeyi düzenler. Uluslararası kuralları bile belirleyen bir dindir İslam. Anlayacağınız hayatın her alanına müdahil, insanı çepeçevre sarıp sarmalayan, sosyal hayatta cereyan eden her konuya çözümler ve öneriler sunan ve kıyamete kadar baki kalacak olan bir dindir. İnsanlar ölür, devletler yıkılır, medeniyetler yok olur ancak İslam dini her daim baki kalır.
Hz. Muhammed (s.a.v.(‘in buyurduğu gibi bu dini mübine kim ilgi ve alaka gösterirse yücelir, kim ilgi ve alakasını keserek kendince bir din kurgularsa de alçalır; “Allah şu Kur’an’la bazı kavimleri yükseltir; bazılarını da alçaltır.” (Müslim, Müsafirin 269; İbni Mace, Mukaddime 16) Bu hadis, Kur’an-ı Kerimi bir bütün olarak hayatlarında uygulayan insanların yüceleceğinden, ilahi emirlere sırt dönerek yasaklarını çiğneyen toplumların da alçalacağından bahsetmektedir. Tarihin tozlu sayfaları bu hadisin işaret ettiği alçalarak yok olmuş toplumlarla doludur.
Vakt-i zamanında Mekkelilere hitap etmekle işe başlayan bu kitap, tüm dünya insanlarına hitap etmeyi hala sürdürmektedir. Tabi bu hitap ahirete iman edenlere yöneliktir. Ahireti ıskalayan kişi ve toplumlar zaten bu ayetlere ittiba etmezler. “Bu (Kur’an), Ümmülkura (Mekke) ve çevresindekileri uyarman için sana indirdiğimiz, kendisinden öncekileri doğrulayıcı mübarek bir kitaptır. Ahirete inananlar buna da inanırlar ve onlar namazlarını kılmaya hakkıyla devam ederler.” (Enam/92) Bir başka ayeti kerimede de; “İşte sana, Ümmülkura (Mekke) ve çevresindekileri uyarman ve hakkında asla şüphe bulunmayan toplanma gününün dehşetini haber vermen için böyle Arapça bir Kur’an indirdik. Onların bir kısmı cennette, bir kısmı da cehennemde olacaktır.” (Şura/7) Cennete talipli olan insanlar bu kitabın içindekileri dikkate alırlarken cennetten yüz çevirenler de kendince bir yol tutturmaya ve kendilerine uygun kurallar ihdas etmeye çalışırlar. Bu konuda insanlar serbest bırakılmışlardır. İsteyen insan, ölünceye kadar istediğini yapmakta serbesttir.
“Bekâra karı boşamak kolaydır.” diye geçmişten gelen bir sözümüz vardır. Bu sözü yakınlarından birini cinayete kurban verdiğinde bu söz daha iyi anlayabilir. Yüce Allah kitabı mübininde; “Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında kısas size gerekli kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın. Ancak her kime, kardeşi tarafından bir şey bağışlanırsa artık ona hakkaniyetle uymalı ve diyeti ona güzellikle ödemelidir. Bu, rabbinizden bir hafifletme, bir rahmettir. Bundan sonra kim haddi aşarsa ona elem verici bir azap vardır.” (Bakara/178) buyurmaktadır. Bu sadece bir kuraldır. Buna benzer onlarca kural vardır. Sosyal hayatı düzene koyma açısından bu önemli bir kuraldır. Çünkü insan hayatıyla ilgilidir. O halde insan hayatıyla ilgili olan kuralları, ancak hayatı bahşeden Allah düzenler. Başka insanların bu konuda söz söyleme, ilahlık taslama hakkı ve salahiyeti yoktur.
Her gün cinayetler işleniyor, her gün hırsızlıklar yapılıyor, her gün miras paylaşımlarında silahlar çekiliyor. Yol verme meselelerinden dolayı kavgalar eksik olmuyor cadde ve sokaklarda. Haksızlıklar diz boyu. Güme giden insan sayısı bilinemez durumda. Tolumda meydana gelen intihar vak'alarını söylemek bile istemiyorum. Görünen o ki başımıza hergün kimisi küçük, kimisi büyük bin bir olay geliyor. “Görmüyorlar mı ki, onlar her yıl bir veya iki kere belaya çarptırılıp imtihan ediliyorlar. Sonra ne tövbe ederler, ne de ibret alırlar.” (Tevbe/126) ayeti bu başımıza gelen ve gelmekte olan imtihanları dile getirmektedir. Durumun vahametini kabak insanın başında patlayınca anlayabiliyor ancak o zaman da ne yazık ki iş işten geçmiş oluyor.
Bazen de insan ilahlık makamına kendisini oturtarak Allah’ın öngördüğü cezaları bir çırpıda silebiliyor. Böyle yapmakla kendisini haşa Allah’tan daha merhametli, Allah’tan daha kudretli, Allah’tan daha adaletli olduğunu ileri sürebiliyor.
Unutulmamalıdır ki İslam’ın suçlara karşı öngördüğü cezalar çağlar üstü olduğu gibi toplumlar üstüdür de. Sadece bir inana, sadece bir topluma hitap etmez. İleri sürdüğü ve herkese eşit bir şekilde uygulanmasını istediği her emir ve her yasak insanın fıtratına uygundur ve caydırıcıdır. Her ceza-i müeyyide ister amir, ister memur, ister çoban ister tüccar, ister zengin ister fakir herkese hem de gözünün yaşına bakmadan adilane bir şekilde uygulanmalıdır. Çünkü kişiye, zamana ve mekana göre değişiklik göstermezler İslam’ın öngördüğü müeyyideler.
İnsanın benliğine ters olan beşerin ihdas ettiği, öngördüğü eften püften kimi cezalar yangın yerine dönmüş yürekleri soğutmaya yetmez.
Gerek malı çalınan, gerek yakınlarından birini cinayete kurban veren, gerek namusuna halel gelen insanlar adalet mekanizmasından beklediği adaleti maalesef günümüzde bulamıyorlar. Yıllar süren davalar, ardı sıra koşuşturmalar kimi zaman işkenceye dönüşüyor. Bu vesileyle mağdur olanlar kendisini hakim koltuğuna oturtabiliyor. Hakimliğe soyunduklarında kimi zamanda tetiğe de basabiliyor. İnsanın benliğine uygun bir adaleti bulamayınca cezayı bizzat kendisi kesiyor. Çünkü verilen cezalar ilahi kanundan esinlenen ve insanın benliğiyle uyuşan cezalar değil.
İşlenen kan davaları, önü alınamayan hırsızlık vak'aları, neredeyse her gün işlenen soygunlar, cadde ve sokaklarda işlenen kadın cinayetleri bu söylemin en önemli göstergesidir diye düşünüyorum.
İlahi Adalet
Yayınlanma :
26.03.2022 14:38
Güncelleme
: 26.03.2022 14:38
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: