Evet! Allah ezanımızı susturmasın! Susturmak isteyenleri, kem gözle bakanları, alçakça saldıranları kahr-u perişan, rezil rüsva eylesin. Ezanın değil yurdun her köşesinde, dünyanın her bir karış toprağında daha gür, daha yüksek bir seda ile dile getirilmesine yardım etsin Yüce Rabbimiz!
Buraya kadar herşey doğru, olması gereken de bu. Arş-ı âlâya yükselen bu ezanın gölgesinde Kur’an-ı Kerim’in kütüphanelere mâhkum edilmesine, devlet eliyle faizli işlemlerin yürütülmesine, zinanın alenen işlenmesine, vergilendirilmek şartıyla kumarın oynatılmasına, domuz etinin serbest kılınmasına, içkinin olabildiğince içilmesine, çıplak bir vaziyette ulu orta gezilebiliyor olmasına, putlara tapılmasına, her türlü şirkin sergilenmesine, ticarette hileye, dalavereye ve yalana de fırsat ve imkân vermesin Rabbim!
Evet! Ezan’ın okunması Yüce Allah’ın bir emri, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in uyguladığı bir sünnetidir. Bu konuda ittifak halindeyiz. Ayrımız gayrımız yok. Vergilendirilmek suretiyle her türlü imkân ve ortam hazırlanarak yukarıda dile getirdiğimiz söz konusu bu haramlar da aynı Allah’ın, aynı kitabın, aynı Peygamber’in birer yasakları değil midir? Yoksa Yüce Allah (c.c.) ezanın susturulmasına kızıyor da (haşa) bu kötülüklerin, bu günahların, bu isyanların aleni bir şekilde devletin koruması altında işlenmesine, işlenme konusunda rahatlık gösterilmesine seviniyor mu? Başka bir ifade ile gerçek içki helal de sahtesi mi haram? Tefecilerin işlediği faiz haram da bankaların işlediği faiz mi helal?
Yeni nesillerin İslam’ın uygulandığı bir ortamda rahat etmeleri adına sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir toplum oluşturmamız gerekirdi diye düşünüyorum. Sağlık, huzur ve mutluluk İslam ile mümkün olduğunu da anti parantez söylemek durumundayım. Dünyevi iş ve işlemler açısından geçici mutlulukları kastetmiyorum ben. Dünya ve ahiret saadetidir asıl kastım. Dünya ve ahiret saadetini başka sistemlerde aramak beyhude bir iştir. Bir toplumda İslam’ın emirleri uygulandığı oranda sağlık, huzur ve mutluluk zuhur eder. Haramların aleni ve sınırsız bir şekilde işlendiği toplumlarda da güvenlik adına bir nüveye rastlamak pek mümkün değildir. Yaşamakta olduklarımız bu dediklerimi ispat nevindendir.
Saadeti sağlamış toplumlar günahlarını minimize eden toplumlardır. Saadeti sağlamış toplumları dile getirirken günah işlenmeyen toplumları kast etmiyorum. Bu ifadem ile günahları minimize eden toplumlardır asıl kastım. Evet, İslam toplumu herkesin günahlardan gücü nispetinde sakındığı, sakınmayanların da sakınmaya zorlandığı toplumdur. Bu da Kur’an’ın inşa edeceği bir toplumdan başkası olmayacaktır.
İbadetleri yerine getirmenin zora sokulduğu ve günahların işlenmesinin serbest bırakıldığı ortamlarda; dileyen sevap işlesin, dileyen ibadetlerini yerine getirsin, dileyen imanlı kalsın demek tam bir şeytan işi aymazlık olduğunu söyleyebilirim. Hâlbuki haramların yasaklandığı ibadetlerin de alabildiğine serbest bırakıldığı, hatta teşvik edildiği bir ortamda dileyen kişiler toplumu rahatsız etmeyecekleri şekilde (evlerinde) özgürce günah işlesinler demek gerekirdi.
Yahudi ve Hristiyan âleminin şu anda dünya çapında Müslümanlara ve Müslüman beldelere yönelik topyekun yürüttükleri savaşın temelinde Kur’an-ı Kerim’in varlığının yattığını söylemek için kâhin olmaya gerek yoktur. Haçlı savaşları aslında bir yönüyle Kur’an’a karşı yürütüldüğünü hepimiz gayet iyi biliyoruz. Ancak kabul etmekte ve bu minvalde davranmakta sorunlar yaşıyoruz. Bunu görmeyen insanların kör olduğunu söylemek gerekirdi. Bu körlüğün illaki fiziki bir körlük olduğunu söylemek istemiyorum.
Yüce Allah’ın düşmanları Kur’an’da yer alan hükümlerinin cadde ve sokaklarda görünmesini istemiyorlar. Cadde ve sokakların İslamileşmesine de tahammül etmiyorlar. Hatta onlar özellikle halkı Müslüman olan ülkelerde Kur’an ahkâmının devlet eliyle uygulanmasına da şiddetle karşı çıkıyorlar. Attıkları taklaları, çevirdikleri entrikaları, ileri sürdükleri demokrasi havariliği bunun içindir. Yüz yıllardır sürdürdükleri haçlı saldırılarının temelinde de bu amaç yatmaktadır. Evet, bunun için uğraşıyorlar, bunun için mücadele veriyorlar, bunun için insan öldürüyorlar, bunun için ülkeleri işgal ediyorlar, bunun için topyekun yok etmeye çalışıyorlar yurtları, bunun için sadakat yemini ettikleri kendi doğrularını, kendi hümanizma kutsallarını bile çiğneyebiliyorlar.
Yorumlar
Kalan Karakter: